Seçme Şiirler PDF/EPUB Þ

Seçme Şiirler PDF/EPUB Þ

Seçme Şiirler [Download] ➹ Seçme Şiirler ➾ Nâzım Hikmet Ran – Capitalsoftworks.co.uk Best ePub, Seçme Şiirler Author Nâzım Hikmet Ran This is very good and becomes the main topic to read, the readers are very takjup and always take inspiration from the contents of the book Seçme Best ePub, Seçme Şiirler Author Nâzım Hikmet Ran This is very good and becomes the main topic to read, the readers are very takjup and always take inspiration from the contents of the book Seçme Şiirler, essay by Nâzım Hikmet Ran Is now on our website and you can download it by register what are you waiting for? Please read and make a refission for you.


10 thoughts on “Seçme Şiirler

  1. Isllworld Isllworld says:

    Ben yanmasam
    sen yanmasan
    biz yanmasak,
    nasıl
    çıkar
    karan-
    -lıklar
    aydın-
    -lığa..


  2. Nihan Nihan says:

    ağaçlar anılardan uzun yaşar...


  3. Kübra Aslanhan Kübra Aslanhan says:

    description tadını çıkara çıkara, yudum yudum
    kederleniyorum.

    Demiş Nazım.
    Ne de güzel demiş değil mi?

    Son ayları saymazsam şiir okumalarımın hepsi orada burada denk geldiklerim, belki bir de ders çalışırken karşıma çıkanlardan ibaretti. Nazım Hikmet’ten mısraları en çok Osmanlıca dersinde yaptığımız okumalar vasıtasıyla okudum. Bu ise, elime aldığım kaleminden dökülmüş ilk kitap oldu.

    Sağını solunu inceleyip, diğer şiirlerinde yardımcı olacağını düşünerek sondan, yani Otobiyografi şiirinden başladım. Nazım’ın hayatını kendisinden dinlemek başka oldu ancak farklı kaynaklara da ihtiyaç duydum. Daha ilk şiirden anlattığı ama benim anlamadığım yerler vardı. İnternetten doğru kaynak arama derdine girmek yerine eserleri ve hayatını konu alan Nazım Hikmet’i araya alıp okudum. Onu bitirdikten sonra şiirleri okumak daha bir keyifli oldu.

    Her şiir okumamda olduğu gibi beğendiğim ve bana hitap etmeyenler oldu. Ancak her şiir okumamda karşıma çıkmayan bir şey vardı Nazım’ın kaleminden dökülenlerde: Favoriler…

    Kitapta hiç unutmayacağım, dönüp dönüp okuyacağım şiirlere kavuştum. Bunlar Otobiyografi, Karıma Mektup, 24 Eylül 1945, Bir Cezaevinde Tecritteki Adamın Mektupları 3, Rubailer’den 6ve Kız Çocuğu oldu.
    Haricinde de altını çizerken kalbime, aklıma kazınan mısralar oldu ama baştan sona yüreğimde hissettiklerim bunlardı.

    Daha çok şiirde, daha çok Nazım’da buluşmak isterim.

    Şiirler dışında bir şey söylemek istiyorum. Ben bu tarz seçme şeyleri ne öykü ne şiir sevmiyorum. Tercihim her zaman yazarların/şairlerin varsa bütün eserleri, külliyatı ya da ilk basıldığı/yayımlandığı sırayla okumak, okumaya çalışmak.
    Bu kitabı da bana biri hediye ettiği için okudum.
    Seçilen şiirler güzel olsa da yazım sırasına göre okumayı hem kronolojik faktörler yüzünden hem de eser sahibinin yazımsal gelişimini gözlemlemek açısından yararlı buluyorum. Buna rağmen Doğan Kardeş serisini tamamlayacağım. Çünkü dizileri/serileri yarım bıraktığım zaman rahatsız oluyorum.


  4. Onur Onur says:

    Büyük Şair Nazım Hikmet’ten,

    Kerem gibi,
    Ben yanmazsam, sen yanmazsan….
    Mavi gözlü dev,
    Karıma Mektup,
    Kuvayi Milliye,
    Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni…
    Ceviz Ağacı,
    Türk Köylüsü,
    Yaşamaya Dair,
    Karlı Kayın Ormanında,
    Mavi Liman,
    Günler,
    Henüz Vakit Varken Gülüm...


  5. NAMIK SOMEL NAMIK SOMEL says:

    Nazım'ı bir çantaya sığdırmak mümkün değil tabi ki. Ancak bir çok güzel şiirini bir arada okumak güzeldi. Yeni başlayanlar için ya da şöyle bir arada bir çok ünlü şiirini okumak isteyenler için güzel bir seçenek.. Tabi ki asıl eserlerini de okumak koşuluyla...

    YİNE MEMLEKETİM ÜSTÜNE SÖYLENMİŞTİR
    Memleketim, memleketim,
    memleketim,
    ne kasketim kaldı senin ora işi
    ne yollarını taşımış ayakkabım,
    son mintanın da sırtımda paralandı çoktan,
    Şile bezindendi.
    Sen şimdi yalnız saçımın akında,
    enfarktında yüreğimin,
    alnımın çizgilerindesin memleketim,

    memleketim,
    memleketim...

    Pırağ, 8 Nisan 958


  6. Elif Yıldız Elif Yıldız says:

    Bu kitabı analize sokacak kadar pişmedim henüz.


  7. Aytekin Avcı Aytekin Avcı says:

    Toprak bakır gök bakır
    Haykır Güneşi İçenlerin Türküsünü
    Haykır...


  8. Öykü Coşkun Öykü Coşkun says:

    Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
    fakat asla ümitsizliği değil.


  9. Gizem Gizem says:

    Bıraksın peşimizi
    kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

    İşte :
    şu güneşten
    düşen
    ateşte
    milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!

    Sen de çıkar
    göğsünün kafesinden yüreğini;
    şu güneşten
    düşen
    ateşe fırlat;
    yüreğini yüreklerimizin yanına at!

    Nazım Hikmet - Güneşi İçenlerin Türküsü


  10. Adem Yüce Adem Yüce says:

    DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU

    Akrep gibisin kardeşim, 
    korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. 
    Serçe gibisin kardeşim, 
    serçenin telaşı içindesin. 
    Midye gibisin kardeşim, 
    midye gibi kapalı, rahat. 
    Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. 
    Bir değil, 
               beş değil, 
                          yüz milyonlarlasın maalesef. 
    Koyun gibisin kardeşim, 
    gocuklu celep kaldırınca sopasını 
    sürüye katılıverirsin hemen 
    ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. 
    Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, 
    hani şu derya içre olup 
                                deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf. 
    Ve bu dünyada, bu zulüm 
                                        senin sayende. 
    Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer 
    ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak 
                          kabahat senin, 
                                         — demeğe de dilim varmıyor ama — 
                          kabahatın çoğu senin, canım kardeşim! 
     

                                                                                                        1947

    DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU

    Akrep gibisin kardeşim, 
    korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. 
    Serçe gibisin kardeşim, 
    serçenin telaşı içindesin. 
    Midye gibisin kardeşim, 
    midye gibi kapalı, rahat. 
    Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. 
    Bir değil, 
               beş değil, 
                          yüz milyonlarlasın maalesef. 
    Koyun gibisin kardeşim, 
    gocuklu celep kaldırınca sopasını 
    sürüye katılıverirsin hemen 
    ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. 
    Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, 
    hani şu derya içre olup 
                                deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf. 
    Ve bu dünyada, bu zulüm 
                                        senin sayende. 
    Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer 
    ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak 
                          kabahat senin, 
                                         — demeğe de dilim varmıyor ama — 
                          kabahatın çoğu senin, canım kardeşim! 
     

                                                                                                        1947


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

10 thoughts on “Seçme Şiirler

  1. Isllworld Isllworld says:

    Ben yanmasam
    sen yanmasan
    biz yanmasak,
    nasıl
    çıkar
    karan-
    -lıklar
    aydın-
    -lığa..

  2. Nihan Nihan says:

    ağaçlar anılardan uzun yaşar...

  3. Kübra Aslanhan Kübra Aslanhan says:

    description tadını çıkara çıkara, yudum yudum
    kederleniyorum.

    Demiş Nazım.
    Ne de güzel demiş değil mi?

    Son ayları saymazsam şiir okumalarımın hepsi orada burada denk geldiklerim, belki bir de ders çalışırken karşıma çıkanlardan ibaretti. Nazım Hikmet’ten mısraları en çok Osmanlıca dersinde yaptığımız okumalar vasıtasıyla okudum. Bu ise, elime aldığım kaleminden dökülmüş ilk kitap oldu.

    Sağını solunu inceleyip, diğer şiirlerinde yardımcı olacağını düşünerek sondan, yani Otobiyografi şiirinden başladım. Nazım’ın hayatını kendisinden dinlemek başka oldu ancak farklı kaynaklara da ihtiyaç duydum. Daha ilk şiirden anlattığı ama benim anlamadığım yerler vardı. İnternetten doğru kaynak arama derdine girmek yerine eserleri ve hayatını konu alan Nazım Hikmet’i araya alıp okudum. Onu bitirdikten sonra şiirleri okumak daha bir keyifli oldu.

    Her şiir okumamda olduğu gibi beğendiğim ve bana hitap etmeyenler oldu. Ancak her şiir okumamda karşıma çıkmayan bir şey vardı Nazım’ın kaleminden dökülenlerde: Favoriler…

    Kitapta hiç unutmayacağım, dönüp dönüp okuyacağım şiirlere kavuştum. Bunlar Otobiyografi, Karıma Mektup, 24 Eylül 1945, Bir Cezaevinde Tecritteki Adamın Mektupları 3, Rubailer’den 6ve Kız Çocuğu oldu.
    Haricinde de altını çizerken kalbime, aklıma kazınan mısralar oldu ama baştan sona yüreğimde hissettiklerim bunlardı.

    Daha çok şiirde, daha çok Nazım’da buluşmak isterim.

    Şiirler dışında bir şey söylemek istiyorum. Ben bu tarz seçme şeyleri ne öykü ne şiir sevmiyorum. Tercihim her zaman yazarların/şairlerin varsa bütün eserleri, külliyatı ya da ilk basıldığı/yayımlandığı sırayla okumak, okumaya çalışmak.
    Bu kitabı da bana biri hediye ettiği için okudum.
    Seçilen şiirler güzel olsa da yazım sırasına göre okumayı hem kronolojik faktörler yüzünden hem de eser sahibinin yazımsal gelişimini gözlemlemek açısından yararlı buluyorum. Buna rağmen Doğan Kardeş serisini tamamlayacağım. Çünkü dizileri/serileri yarım bıraktığım zaman rahatsız oluyorum.

  4. Onur Onur says:

    Büyük Şair Nazım Hikmet’ten,

    Kerem gibi,
    Ben yanmazsam, sen yanmazsan….
    Mavi gözlü dev,
    Karıma Mektup,
    Kuvayi Milliye,
    Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni…
    Ceviz Ağacı,
    Türk Köylüsü,
    Yaşamaya Dair,
    Karlı Kayın Ormanında,
    Mavi Liman,
    Günler,
    Henüz Vakit Varken Gülüm...

  5. NAMIK SOMEL NAMIK SOMEL says:

    Nazım'ı bir çantaya sığdırmak mümkün değil tabi ki. Ancak bir çok güzel şiirini bir arada okumak güzeldi. Yeni başlayanlar için ya da şöyle bir arada bir çok ünlü şiirini okumak isteyenler için güzel bir seçenek.. Tabi ki asıl eserlerini de okumak koşuluyla...

    YİNE MEMLEKETİM ÜSTÜNE SÖYLENMİŞTİR
    Memleketim, memleketim,
    memleketim,
    ne kasketim kaldı senin ora işi
    ne yollarını taşımış ayakkabım,
    son mintanın da sırtımda paralandı çoktan,
    Şile bezindendi.
    Sen şimdi yalnız saçımın akında,
    enfarktında yüreğimin,
    alnımın çizgilerindesin memleketim,

    memleketim,
    memleketim...

    Pırağ, 8 Nisan 958

  6. Elif Yıldız Elif Yıldız says:

    Bu kitabı analize sokacak kadar pişmedim henüz.

  7. Aytekin Avcı Aytekin Avcı says:

    Toprak bakır gök bakır
    Haykır Güneşi İçenlerin Türküsünü
    Haykır...

  8. Öykü Coşkun Öykü Coşkun says:

    Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
    fakat asla ümitsizliği değil.

  9. Gizem Gizem says:

    Bıraksın peşimizi
    kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

    İşte :
    şu güneşten
    düşen
    ateşte
    milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!

    Sen de çıkar
    göğsünün kafesinden yüreğini;
    şu güneşten
    düşen
    ateşe fırlat;
    yüreğini yüreklerimizin yanına at!

    Nazım Hikmet - Güneşi İçenlerin Türküsü

  10. Adem Yüce Adem Yüce says:

    DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU

    Akrep gibisin kardeşim, 
    korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. 
    Serçe gibisin kardeşim, 
    serçenin telaşı içindesin. 
    Midye gibisin kardeşim, 
    midye gibi kapalı, rahat. 
    Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. 
    Bir değil, 
               beş değil, 
                          yüz milyonlarlasın maalesef. 
    Koyun gibisin kardeşim, 
    gocuklu celep kaldırınca sopasını 
    sürüye katılıverirsin hemen 
    ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. 
    Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, 
    hani şu derya içre olup 
                                deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf. 
    Ve bu dünyada, bu zulüm 
                                        senin sayende. 
    Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer 
    ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak 
                          kabahat senin, 
                                         — demeğe de dilim varmıyor ama — 
                          kabahatın çoğu senin, canım kardeşim! 
     

                                                                                                        1947

    DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU

    Akrep gibisin kardeşim, 
    korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. 
    Serçe gibisin kardeşim, 
    serçenin telaşı içindesin. 
    Midye gibisin kardeşim, 
    midye gibi kapalı, rahat. 
    Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. 
    Bir değil, 
               beş değil, 
                          yüz milyonlarlasın maalesef. 
    Koyun gibisin kardeşim, 
    gocuklu celep kaldırınca sopasını 
    sürüye katılıverirsin hemen 
    ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. 
    Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, 
    hani şu derya içre olup 
                                deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf. 
    Ve bu dünyada, bu zulüm 
                                        senin sayende. 
    Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer 
    ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak 
                          kabahat senin, 
                                         — demeğe de dilim varmıyor ama — 
                          kabahatın çoğu senin, canım kardeşim! 
     

                                                                                                        1947

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *